Saturday, 23 November 2013

Hissettiğin gibi yaşa, Çok da takma kafana atılan taşa



Merhabalar Efendim tekrardan.
İlginç bir başlık olsun püüfüüür püffüüür coşsun istedim. Söz verdim arayı uzatmamak adına, hani uzun da olmuştu yazmayalı.

Bu yazım biraz kendi üstümden gidecek. Kendimi az biraz eleştireyim diyorum.
Bildiğiniz üzere huylu huyundan kolay kolay vazgeçemiyor. Ama suçu ben direk atalara iteliyorum efenim demişler can çıkar huy çıkmaz diye allah allah benim suçum mu ki :)

Şaka bir yana üzülerek belirtmek istiyorum ki her insanın sahip olabileceği hatalardan bende de var. Hatasız kul olmaz diye şarkısı var hatta Orhan Gencebay'ın. Her neyse ki durum itibari ile kendim üzerinden bir eleştiri modeline gideyim diyorum. Neyi yanlış yapıyorum belki fikir sunmak istersiniz.

Herneyse konuya bir giriş yapmışken gelişme kısmına da atlamak lazım değil mi. Aslında insanın kendini eleştirmesi de pek de kolay bir durum değil. Ama ben değişim rüzgarları da estirmek istiyorum.

Öncelikle bende son zamanlarda bir acelecilik var; özellikle ikili ilişki konusunda hızlı mı davranıyorum yada kendimden aşırı mı eminim bir karmaşa söz konusu. Belki de kendimde olan özgüvenden kaynaklanan bir empati eksikliği ? Beni tanıyan arkadaşlar hooop hüloooğ, bi el atın arayın Fatih şöyle şöylesin deyin valla dinlicem, hep de dinlerim zaten.

Bi farklı durumda şu an içinde bulunduğum mesleki boşluk olan konjonktürel işsizliğimin getirmiş olduğu baskı,bunalım durumu.Sanki herşeyi yapabilirmişim ama hiç birşeye gücüm yokmuş gibi geliyor. Ertelemek istiyorum bu yüzden herşeyi. Ya kendimi kendimi de erteleyebilir miyim ? Bunun cevabını bilmiyorum bu süreç tamamlanana kadar ne yapmalıyım ? Klasik olmayın beni tanıdığınız üzere cevap verin

Sanırım mükemmeliyetçiliğe yakın bir insanım şu an bile bu yazıyı okuyup okuyup değiştirme derdindeyim ya hala.

Klasik türk filmi esintisi şekliyle diyelim bunu :D Herkesi kendim gibi sandığımdan başıma geliyor ne varsa ! :) Aslında melek gibi bir insan değilim ve empati eksikliğim var sonucuna çıkıyorum. Karşımdaki insanları daha iyi anlamak için ne yapmalıyım var mı diyebileceğiniz bir durum.

Uzun zamandır yapıcı bir eleştiri alamıyorum, o yüzden bu yazıyı yazma gereksinimi duydum. Amacım insanların başını ağrıtmak değil, onlardan hem kendim hem de onlara davranışlarım için tavsiyeler duyabilmek.

Bu yazımı da burda noktalarken sonuna şu şeker gibi şarkıyı koyuyorum.
Kulaklarınız şenlensin, bu arada kar geliyor diyorlar sağlığınıza dikkat edin.



Thursday, 21 November 2013

Bir zamanlar buralar

Merhaba merhaba Yazmayalı o kadar uzun zaman oldu ki. İnanın neyi anlatmaya başlasam neyi söylesem bilemiyorum. Dile kolay 1 seneden fazla oldu bişeyler karalamayalı. O zamandan bu zamana çok şeyler oldu belkide, bi kaç kere yazıp bıraktım hep yarıda. Demekki eksikmiş efenim bişeyler.

Hepimiz teknoloji çağında yaşıyoruz ve akıllı telefonların havada uçuştuğu bir dönemdeyiz. Herşey o kadar ulaşılabilir geliyor ki. Dünyanın çehresi hatta toplumumuzun kültürü de internet çağına uymaya başladı. Hadi be seslerini duyuyor gibiyim sizden. Evet doğru diyorsunuz hala öğrenemedik toplum açısından. Ama sizde biliyorsunuz aldığımız telefonu dahil ihtiyacımız dahilinde değil de en süperi olsun en megapikseli bende olsun diye alınıyor. Bunla beraber bir sürü zırva da beraberinde geliyor tabii.

Teknoloji geliştikçe sanki bişeyler çok çabuk organize olurken, bazı değerler de ortadan kayboluveriyor. Tabii yoktu eskiden ben yazayım millet okusun olayı ama zamanla da özelliğini kaybediyor mu ne. Teknolojinin duygularımızı alıp bizi bir makinaya çevirmeye başladığını düşünen bir tek ben miyim ki ?

Bu demek değil ki teknoloji kullanılmasın. Aman efenim teknoloji bizi kesiyor ölüyoruz. Akıllı telefonlar beynimizi ele geçirecek gibi Uzay Savaşları temalı bir senaryo üretecek değilim. Sadece klasik ve zahmetli olan şeylerin unutulmaması yaşatılmaması gerektiğini savunuyorum.

Aklıma gelmişken en son kime mektup yazdınız ya da kart attınız ? Sözler belki uçar ama yazılar kalır derler hep. En azından siz atana kadar.

Hangi arkadaşınızdan gelen elektronik bir mesajı aylar boyunca saklama imkanınız olabilir ki ? O yüzden yazın efendim sevdiğiniz insanlara. Ufak notlar da olsa bırakın. Bakın dünyanız nasıl değişecek benden söylemesi. Bi şaka ile başlayan gelenek aslında dostlarınız sevdikleriniz için onların sizin için ne kadar değerli olduğunu anlamasına yardımcı olacak belki.

Bu arada kendimle ilgili bişeyler de yazayım diyorum da ne araya sıkıştırıyım bilemedim. Belki bir sonraki yazıda ama bu sefer arayı uzatmadan söz. Her gününüzün mutlu, dilediklerinizin gerçekleştiği bir gününüz olsun.

Wednesday, 1 February 2012

Blog İstatistiklerim - Statistics of my blog

Merhabalar :) Burda da blogumun istatistikleri bulunmakta :) Hi there is statistics of my blog ;)

Tuesday, 24 January 2012

19. Gençlik Konseyi ve YK Adaylığı

Merhabalar 19. Gençlik Konseyi 2-5 Şubat tarihleri arasında Gaziantep'te gerçekleşecek. Buradan YK Aday Adayı formuma ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar http://www.scribd.com/doc/79100253/Umit-Fatih-Usalan Ayrıca sorularınızı İletişim Bölümünden de sorabilirsiniz.

Monday, 5 December 2011

Rakı Candır :) - İçmek de vefadır.

Ne zamandır yazmak istiyorum yazamıyorum. Aslında belkide biraz sinirimi 
azaltmaya çalışıyorum bu konuda.

Bazıları içmeyi bir marifet sanır, bazıları ise dert için içer. Gülünesidir aslında hemde o kadar çokki 
Marifet sananlar kendilerini kanıtlamaya çalışırlar birşeylere. 
Sanki yarış atıdırlar da bir yere koşuyorlardır.
Koştuklarını sanarlar ama çabuk yorulurlar. 
Dert için içenler vardır ki. Bunlara sadece gülmek yetmez ki 
odunu ıslatıp bi güzel sopalamak gerekir. 
Sanki derdi alır alkol buna inanırlar.


Böyle gülünesidir. Ama sopayı da hakederler.
Efendim gelgelelim bu yazıyı yazmanın nedenine. 
Bu hafta Dünya Rakı Haftası (4-11 Aralık)
Efenim rakı öyle bir şeydir ki. Bir kültürü vardır. 
Şurdan şöyle başlayalım :) 
  • Rakı güneş batmadan içilmez. 
  •  Rakı şişesinin dibini görmeye değil, rakı şişesinde sevgiyi, dostluğu görmeye çalışılır. 
  •  Rakı tek başına içilmez, duvara, masaya bakılarak içilmez, rakı zevk için içilir. Dertlenmek için içilmez, rakı sohbet için içilir. 
  •  Adam sayısı kadar dinlenir, kendi hissen kadar konuşulur. 
  • Rakı sofrasında planlı, programlı ciddi işler konuşulmaz. Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır, futbol konuşulur, anılar tazelenir. 
  •  Rakı, şakadan, nükteden, işletmeden anlamayan bayır turplarıyla da içilmez. 
  •  Rakıyla, cahil cesareti ortaya çıkarılırsa, zarar görülür; düşünce cesareti harekete geçirilirse, daha sağlıklı kararlar verilir. 
  •  Rakı gürültü ile içilmez.
  •  Rakıya gözyaşı meze yapılmaz. 
  •  Rakı çabuk içilmez, hemen içip masadan kalkılmaz. 
  •  Herkesin kadehine eşit rakı doldurulur. Buradaki adaletsizliğin ne bu dünyada, ne de öbür dünyada affı yoktur. 
  •  Rakı sofrasında fazla yemek yenmez, mezelerle yetinilir. 
  •  Rakı masasında, sadece kendi masanla ilgilenilir; çevredekilere sadece “afiyet olsun” denir. 
  •  Rakı sofrasında sigara küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğu konmaz, içilen kahve fincanının tabağında sigara söndürülmez. 
  •  Rakı masasında yalan söylenmez. 
  •  Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da buz konur. Bu sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı hem de keyfi kaçar. 
  •  Rakı masasına davetsiz oturulmaz. 
  •  Rakı masasında övünülmez.

Çilingir sofrasının mânâ ve ehemmiyeti ise apayrı; “temiz içmek” esastır. Temiz içmek, içki içme terbiyesinin ilk basamağıdır ve içki sofralarının güzelliği de bu temizlikte gizlidir. Temiz içen, içkiyi amaç olarak değil araç olarak içer. O dostluğa, güzelliğe ve mutluluğa ulaşmak için içkiyi bir araç olarak kabul eder ve bu aracı kullanırken de asla kararını kaçırmaz, ölçüsünde kalır. İçkinin her bünyeye değişik etki yapabileceğini kabul edersek, “temiz içmek” de, her bünyenin durumuna göre ayarlanmalı, ölçü kaçırılmamalıdır.

Çilingir sofrası, rakısıyla, mezesiyle, sohbetiyle kurulduğu mekânıyla, her şeyiyle, lezzetin çeşninin üzerine kurulmuş, her şeyiyle çeşni sofrasıdır. Rakı aheste aheste içiliyor, lezzet ala ala sindire sindire… Mezelikleri, mezeleri de özen istiyor. Adabıyla içenler, rakıyı özenle hazırlanmış, az miktarda mezeyle içerler. Rakıdan bir yudumcuk aldıktan sonra azar azar alınır mezelerden, silip süpürürcesine mezelere girişmek rakı adabına uygun düşmez, görgüsüzlük sayılır. Rakı sofrasında beğenilen mezelerden az almak, ikram etmek, paylaşmak gerekir.  

Nice Rakı Haftalarına. Keyifli bol sohbetli hemde




Facebook Twitter Blogger
Contact me: Skype fatih.usalan1 MSN esfatus@hotmail.com
TwitterLatest tweet: I liked a @YouTube video http://t.co/Vauqw89O Don Omar - Danza Kuduro ft. Lucenzo
  Get this email app!  





Wednesday, 23 November 2011

Plansız yaşamak da gerek

Kimin aklına gelmiştir ki, kalkıp koşa koşa gitmek bir yerlere. 
Yada 
ansızın birşeyler yapmaya karar vermek. 
Sonunun nereye gittiğini bilmeden bir otobüse binmek gibidir.
Hayattan zevk almaktır aslında bu. 
Hergün yapılan şeylere aykırılıktır bu. 
Bilmediğin bir şarkıyı söylemeye çalışmaktır.
Toplumun monotonluğuna biraz daha karşı çıkmaktır belkide. 
Üniversite kazanıp 4 sene en ön sırada oturmak değildir. 
Kitapların arasında kaybolmak hiç değildir bu. 
Yada sınav öncesi birşeyler ezberleyip sınavdan sonra unutmakmı asla.

Yaşadığın her anı belki yıllar sonra bile unutmamaktır. 
Keşke dememektir plansız yaşamak. 
Heyecan katmak, adrenalini doruklarda yaşamaktır. 
Belki bir çocuk gibi parka gidip sallanmaktır
Belki de bir otobüse binip başka bir şehre gitmek delice bir amaç uğruna.
Cahit Sıtkı'nın da dediği gibi yaş 35
yolun yarısı ettiğinde
yada bir şekilde kendini hayata attığında başka şeylere vakit bulamamak
değildir.
Monotonlaşmak da değildir.
Eve gelip hergün aynı kanalı izlemeye ,
Aynı koltukta aynı şekilde oturmaya da benzemez.
Birşey karar verilmişse yapılmalıdır :)
 Hayat BUDUR.












Saturday, 15 October 2011

Yepyeni - HSYK - Oha Be !

Tekrar merhabalar.

Elimden geldiğince birşeyler yazmaya çalışıyorum burada. Gündem saçma haberler ve terör mevzusuyla kaynarken HSYK toplantılarının saçma haberleriyle tekrar dumur olduk. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu ( aslında adalet mülkün temelidir deyip güvendiğimiz kurum ) yaptığı toplantılarda 15 yaşından küçüklere karşı rızaen cinsel ilişki suçlarının ceza miktarları düşürülmeli, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 434. maddesindeki uygulama yeniden hayata geçirilmeli.”

(Yürürlükten kaldırılan bu madde kaçırılan veya alıkonulan kadının evlenmesi halinde koca hakkındaki cezanın 5 yıl ertelenmesini öngörüyor. Ayrıca söz konusu madde mağdurun tecavüzcüsüyle evlenme maddesi olarak yoğun şekilde tartışılmıştı.) 



Yani olay Nihat Doğan'ın şarkısı erkek hegamonyasına dönüştü. Benim olmazsan taciz ederim utanmaz üstüne tecavüz de ederim. 


Neymiş efendim eğer bu uygulama hayata geçirilirse adaletteki iş yükü de azalacakmış. Hem insan dahi denmeyecek yaratıklarla tecavüz edilen kişiyi evlendirceksin. Ondan sonra diyeceksin ki adalet yerini buluyor iş yükümüz az. Bide olduda bitti maşallah. El insaf yahu. Hem hayvanı akla, hemde sokağa sal ki yarın bir gün bir başkasına daha saldırsın. Bu nasıl adalet. 


Bu saçma sebepten ötürü HSYK bilinçli ve hakkını arayan bir genç olarak şiddetle kınıyorum

Sunday, 18 September 2011

Garipten şarkılar - Ne diyorsun arkadaş

Eee bi kere başladın mı ardı gelir demişler. Geliyorda. Uzun zamandır aklımda olan bir konuydu. Geçen yanlışlıkla açtığım bir radyo sonrası dumura uğramamla blogger trendim oldu :)

Herneyse gelelim efendim olaya. Geçenlerde gecenin köründe aa hadi radyodan dinleyim bu seferde müziği diyerek başladığım olay. Beni benden aldı. Radyoda gecenin üçünde Sevgülü ünlü  Türk düşünürümüz Nihat Doğan'dan yine ahanda burdayım - kroluk heryerde dediğim bir şarkı vardı. Bakın sözlerini de paylaşayım biraz hak vermezseniz ne ala : Benim olmazsan taciz ederim.  Portakal dur burda kal. Bu ne arkadaş. Diyorsun ki ya gel kendin yada seni sana bırakmam. Ben bu nacizane arkadaşa şimdi Tarkan'dan kıl oldum abi mi desem yoksa başka ..... mı söylesem. ( Okuyucu aklını kötülüğe kullanma boşluk yerine şarkı gelecek ). Hazır Nihat Doğan demişken aklıma tvde çıkan şu reklam da geldi harbi harbi kıl oldum. Tüylerimde diken diken oldu.

Bazen düşünüyorum da bu şarkıcıları kim gönderiyor bize diye.

Hazır garip şarkılara geldik değinmeden de olmaz bi ara bi şarkı vardı neydi o beni benden alırsan seni sana bırakmam diyordu sevgili  İbo. İngilizce öğretmeye çalışan Ümit Besen'imiz vardı. Şarkının sözleri de I Love you , I love you, Do u love me ? Yes I do 'ydu . Yazık Ümit Besen çok harcadı kendini topluma bişeyler kazandırabilmek için çok yırtındı. Olmayınca da Nikah masasınaaaa oturdun işteeee diyerek yıktı kedere bağladı garibim.

Kıskançlık konusunda manyaklığa bağlamış sanatçılarımızda var. Bizde olmasında kimde olsun. Henüz üç yaşındaaaa bir kardeşim vaaar seni ondan bileee kıskanıyorummm diyerek , kıskançlığa manyaklık boyutunu getirmiş Hakkı Bulut'umuz var.

Kendine zarar verme ortalığı yıkma konusunda Hakan Taşıyan'ımız vardı canım yurdumun. Çıldırır kahrederim hayatımı mahvederim diyordu kendisi. Gelin olduğu gece gidiyor o da işin ekstra noktası. Daha can alıcı.

Acaba ne diyor bu şarkıda dediğimiz sanatçılarımız var bizim. Honki ponki tonki ponki tonki ton gibi bişeyler diyerekten bir Faruk K. mız .

Hey Corç versene borç olmaz maykıl hadi kaykıl ( doğrusu olmaz maykıl bendede yok ) diyen bir Hakan Pekeri'miz

Topluma arabada beş evde onbeş diyerek toplumsal mesaj vermek isteyen dolmuşcu abilerin baş tacı Ankaralı Namık'ımız

Liseeliii liseliii diyerek sapığa bağlamış Cengiz Kurtoğlu'muz

Genç kadınlara kazak örme sevgisini aşılatmaya çalışan Mustafa Sandal'ımız

Allah belanıııı versinnn , Canın çıksıııın insafsıııız , hani sen beniiiiimdin Müzik teröristi İsmail YK'mız

Bize helva sevgisini aşılayan , bakgal amcaaa diyen Mahmut Tuncer'imiz

Acaip hayvanlara benzirsen diyen Hüseyin Turan'ımız var. Yazmaya kalkarsan bol var ama şimdilik bu kadar.
Bu nacizane şarkıyı da bir tebessüm yaratmak amacıyla paylaşıyorum


Yeni bir başlık - Burası bizim gezegen , çıkış sağ tarafta

Yazmayalı uzun zaman oldu. Yazmaya isteğim yoktu cidden uğraşmadım da.Neyse,  Herşeyi geride bıraktığım 1 yıldan sonra gerçekten de kimler için değerli olduğumu, kimlerin hakkımda ne düşündüğünü daha iyi anlama fırsatı buluyorum. Bazen birşeyleri anlamak için dışardan bakmak gerekiyor. Anlayamıyorsun bazen içinde olunca ne olduğunu.

Geride bıraktığım yıllarım var ,  bu yıllar içinde keşkelerim iyikilerim oldu. Deli gibi sevindiğim , çok üzüldüğüm şeyler vardı. Hep batırmışımdır iğneyi kendime, derim bazen çok yavaşım , bazen çok lider ruhluyum diye.  İnsan bazen yeryüzündeki en iğrenç kişi olduğunu da düşünebilir , yeryüzündeki kanatsız melek olduğunu da. Deneyimleriz hep, yapabildiğimiz kadar , görebildiğimiz kadar , sınırlarımız kadar. Gelgelelim nedense son zamanlarda kendimi daha çok meleğe benzetmeye başladım kanatsız olanlardan hani canım. İnsanlar bu kadar da değişmiş umursamaz olamaz diyorum kendi kendime. Düşüyorlarmış. Doğuşundan beri aç gözlü olan insanoğlu , kendini daha da ilerletmiş insanları kullanır olmuş. Kendilerine verilen değeri umursamaz olmuş. Olmuşta olmuş yani.

Bu Avrupa olayları öncesinde beni desteklemeyenler , hatta gerizekalı olduğumu düşünenler oldu. Var biliyorum gözlerinizdeki ifadeyle ağzınızdan çıkan iyi olur canım sözlerini hala anımsıyorum.

Bir de şu var. Hayat fırsatlarımıza göre insanlar tanıyoruz, hayatımıza yeni kişiler dahil ediyoruz. Ne şekilde olursa olsun bir kefeye koymuş oluyoruz. Ama insan şaşırtıyor işte. Neyse efendim bu kadar. Uzatmanın manası da yok :)

Keyifli sonbahar günleri diliyorum hepinize.
Kucak dolusu sevgiler

Tuesday, 5 July 2011

Chapter 54 - Human Trafficking





Hi everyone

Last time I wrote it was long time ago. And it's really sad to can't write. Need to do stuffs and feeling summer.

In this nice summer, I'm going to ending time of my project. And I'm feeling so mixed.
I think Latvia will take a big part in my heart.

This topic will be about Human Trafficking
There is one of the huge problem of the world. Make people slave. Use them in different kind of positions, e.g sex slaves , work labour, organ trafficking. 


In that case, 4 create awareness we had a simulation game.
We had a plan. I was in trafficker role.

How ? 
We were in middle of nowhere for 3 days.
Actually it was really hard to give command to people make them slave.

And fırst day everything was perfect ,  we were playing games, talking a lot.Than saturday morning we woke up around 5 am in the morning and plan everything.


In case we had two people who had a mask and military clothes.

(Actually when I woke up, even I scared from them )

I think photos can explain more :) 







Chapter 55 - Bizden adam olmaz ! (TR)





Merhabalar ,

Yaşam hızlı bir şekilde akmaya devam ediyor. Gönüllülüğümü geride bıraktığım 11 ay içinde gördüklerim biraz da olsun fikrimi şikayetimi sunma isteğimi daha da artırıyor.

Letonya'nın başkentı Riga'da 1 yıllık Avrupa Gönüllü Hizmetimin son ayına girmiş bulunmaktayım. Avrupa'yı biraz daha görme fırsatı bulduktan sonra, gelgelelim bizim ülkede neler eksik diye aramaya başladım. Neler değil ki !!!

Avrupa Birliği'ne girme süreci içinde giden canım ülkem bir çok eksiğimiz var. En sonuncusunu da gördükten sonra burda yazmaya karar verdim. Bu yazıda belli başlı başlıklar altında gideceğim.

Geçenlerde otobüs durağında farkettiğim olayla sinirlerim biraz daha kabardı. 700.000 nüfusu olan şehrin belli başlı noktalara GECE OTOBÜSÜ var ve sadece %50 fazla ödüyorsunuz . Ankara'lı olanlar bilir ( Bu arada Ankara'da yaşadığımı söylemeyi unutmuşum ) saat gece 11 den sonra otobüs bulamazsınız. Ankara'da gece otobüsünün olmamasının akıllı sebebi güvenlikten ötürüdür. Ya da üstü kapalı bir şekilde şöyle denmektedir : Ulan gece gece dışarda ne işiniz var , Geceleri dışarıya ancak ayyaşlar , içki içenler çıkar oturun oturduğunuz yerde yada oturmayın uyuyun.

Kendini bilmez bazı kişilerin aldığı saçma sapan kararlar yüzünden böyle saçma salak bir haldeyiz.
Gece kültür faaliyeti olmaz akşam 11 dan sonra dışarıya çıkılmaz.

Avrupa'da durum nasıl ? 

Letonya'da yaz için gece ulaşımı var. Londra (İngiltere) gece ulaşımı olabildiğince fazla , Polonya'nın başkenti Varşova'da gece 15-20 dakika da bir otobüs tramvay vardır.

Londra


Bir ikincisi bisiklet denen bir alışkanlığı yoktur bizde. Bisiklet kullanan kişilere farklı bir bakış açımız bir toplum baskımız var. En azından bisiklet kullandığım zamanlarda bunu hissettim. - Ki bisiklet yolu mu ? O da ne ? demeye hiç mi hiç gerek yok.
Yaya ve bisiklere ait yol



Bir başka bir konu ise bayağ bir garip bir milletiz. Yediğimiz cipsin paketini , kolanın şişesini , sigaranın izmariti sokağa fırlatıp arkamıza bile bakmadan giden bir toplumuz. Fakat en azından Letonya'da durum böyle değil. Sokaklar olabidiğine temiz ve güzel.

İşte bu yüzden her seferinde kendimizi belli ediyoruz ne kadar Avrupa'dan uzak olduğumuzu. Önemli olan para,isim değil KÜLTÜR.

Saturday, 4 June 2011

Chapter 53 - Lifes is going on EN - TR


 


Hey

I know I'm so sad to didn't write anything to my blog. But Life is going on with something help problems. 

I hope everything will be fine soon.  

See ya ! 


Merhabalar 

Biliyorum biliyorum uzun zamandir bloga hicbir sey yazmadim fakat yasam kucuk saglik problemleriyle de olsa devam ediyor. Umarim hersey yolunda olur.
Yakin bir zamanda yazmak dilegiyle :) 

Kendinize coook iyi bakin 

Wednesday, 11 May 2011

Chapter 52 - EBD - Latviešu

Čau
Es esmu Fatih.Tu zini mani kaut kadā veidā. Varbūt tu zini mani dzīve vai sekojot manam blogam.

Es daru Eiropas brīvprātīgo darbu  jaukajā Rīgā , Latvijā. Es dzīvoju 9 mēnešus.

Es esmu lielpilsētu persona. Man ļoti patik daudz cilvēku apkārt. Dažreiz, man nevajag sākt ar viņiem runāt, bet dažreiz, acis runā daba runā viss runā

Kad es ierados, šeit bija cita kultūra, cita dimensija, daļeiji tā ir cita dzīve, citā vietā.

Joprojām, es esmu students, Es studēju valsts ekonomiku un nodokļu sistēmas. Es domāju darit EDB tāpēc ka tās būtu pārmaņas.

Kad es biju pirmā kursa srudents universitātē, nolēmu strādāt NVO, Es sāku kā brīvprātīgais un tagad es esmu vienadžu izglītotās par dažādām tēmām.

Vai tas bija labs lemums braukt uz Latviju?

Jā, tas bija, bet man nācās mainit... Pārtraukt studijas un ierasto dzīvī.
Bija daudz jautājumu : Ko tu darīsi? Vai tu esi traks ? Uzkādu valsti tu brauksi ? Vai pingvīni tur dzivo ? Tu sasalsi ragā. Un daudz citu jautājumu.

Latvijā, diemžēl es dzirdēju daudz stereotipu par Turciju, piemēram , Vai jūs precat 5 sievas ? Vai jūs lietojat Latīņu alfabētu ?

Bet bija forši mainit stereotipus.

Man ir laba pieredze Latvijā, foršas hokeja spēles, iešana uz Vecrīgu, atpūlšanās ar draugiem. Satikšanās ar runašana ar jauniem cilvēkiem un kopīgu interešu atrašana.

Ez izdīvoju vissaukstākas ziemu savā dzivē Februārī. Bijas ap -25°C.

Nākamajā mēnešī būs gatavs t-krekls ar uzrakstu. Es izdzīju Latvijas ziemā, Nākanā?

Varbut tagad tu lasi šo rakstu. Es esmu ļoti paticigs par vairāk nekā 4000 apmeklētajiem 7 mēnešos.

Pēc 9 mēnešiem es varu reikt : Man patīk Latvijā.

Priekā visi mani draugi. :)

Monday, 2 May 2011

Chapter 51 - EVS - ENGLISH

I'm Fatih.

You know me somehow because you know me maybe real or following me from blog. I'm doing EVS in sweet city Riga in Latvia.
I already spent 9 months and little bit more. 

Ok I'm metropol city person. I really like a lot of people around me. Sometimes you don't need to talk with them. Ok I'm sometimes quiet. But Sometimes eyes talking, sometimes nature... I came to Latvia. There was another culture, another dimension, partly it is another life in another place for partly in my life. Take a breathe for little while.

Still I'm  university student. I'm studying about public economy and tax systems. 4th class student. I believed to do EVS, because it was one of the change for me. In my country to go Europe or going abroad it's not so easy. Also I didn't know If i have a chance how I will use it.

When I was 1st class of university , I decided to work on NGO.  I started to be volunteer in some NGO's. And now I'm a peer trainer about a lot of subject.

Was it good decision to come Latvia ?
It was good decision for me but leave from everything... pause my school and my life and so on. There was a lot of question : What will u do ? What will happen to your school ? Are u crazy ? What kind of country are u going ? You will be iceman in the cold . And a lot of things.

In Latvia, Sorry but I heard a lot of stereotypes about Turkey. eg. Are u marrying with 5 women in Turkey ? Are u using Latin alphabet ?
It was nice to change people stereotypes.

I have really good times in Latvia. Nice hockey matches, going out to Oldriga and chill out with my friends meet with new people and talk with them and find common things. I survived most colder winter in my life. In February around -25 °C. And T-shirt will be ready next month. Slogan is I survived in Latvian winter. Next ? :)

Now maybe you are reading this article. I'm very thankful for more than 4000 visitors in 7 months. 
After than 9 months I can say I really like this sweet country.

Cheers all my friends.
F@Tih

Friday, 29 April 2011

Chapter 50 - Another Day in Life

Today

One of the day to i don't know how im feeling. like a my soul somewhere in deep gale. Actually I dont know whats the problem. I dont know how to weather gale. , maybe im so patietistic. Maybe im so emotional. maybe maybe maybe... No point to fill in 3 points.

If i was a leaf, i dont know if i can survive this nature.

I know i have really good opportunity, really wonderful friends, very good life like everyone wants. But where is missing point. Did I make mistake something ?
I dont know what i miss in my life. Maybe lost childish. Maybe family or wrong decisions
That reason sometimes Im feeling lonely maybe asocial.

Do i need cry to feel comfortable....? if i will be better yes.

Million times sorry for if i did smth wrong or disturbing anyone or .... Whatever.

Tuesday, 26 April 2011

Chapter 49 - Stop Sex Trafficking

Heyy

Im giving new information about stop sex trafficking campaign. I found this web page , when i was searching campaigns about human trafficking

Please sign it.

Merhabalar
Bu web sitesini insan kaçakçılığı hakkında kampanyaları ararken buldum

İmzalarsanız, insanların zorba kişilerce satılmasına alıkonulmasına bir miktar da olsa engel olabiliriz



Chapter 48 - Gençlere Sağlık - Health to Youth Trainer Training

Merhabalar Efendim

Öncelikle Türkçe yazmayalı uzun zaman oldu demi ama. Her neyse özür dileyerekten sadede gelelim :) 28 Mart - 18 Nisan arası Türkiye'de zamanın büyük çoğunluğunda ise Istanbul'daydım. Istanbulda olduğum zaman süreci içerisinde yorucu ama bir o kadar tatlı bir koşuşturmaca içerisinde yer aldım. VI. Dönem Gençlere Sağlık eğitmen Eğitimi'nde gönüllü eğitmendim.

9 günün sonunda bir sürü yeni arkadaş edindim kendime, yaptığımız bu güzel şeylere daha da güzellik katacak 16 yeni capcanlı kişi katıldı :)

Efenm hoşgeldiniz sealar getirdiniz